Çekçek ve mallarına el konulan geri dönüşüm işçileri: “Birileri bu işe mi el attı?”

Ataması yapılmayan öğretmen olan Geri Dönüşüm İşçisi Mahmut Aytar operasyonların bir anda başlamasının kendilerini şüphelendirdiğini belirterek “Acaba birileri bu işe de mi el atıyor?” diye sordu

İstanbul’da Valiliğin yayınladığı genelge ile geri dönüşüm işçilerinin, çekçeklerine el konuyor, bu işi yapan mülteciler geri gönderme merkezlerine gönderilirken, diğerlerine para cezası kesiliyor. Atık depolarına yapılan baskınlarda atıklara el konulup ihale usulüyle belediye tarafından satılıyor. Kendisi atanmayan öğretmen olan Mahmut Aytar operasyonların birdenbire başladığını belirterek; “Neden şimdi yapılmaya başladı bu baskınlar? Daha önceden niye engellenmiyorduk? Aklımıza gelmiyor değil, acaba birileri bu işe de mi el atıyor?” diye soruyor.

İstanbul sokaklarında adım adım sırtlarında çekçekleri ile dolaşan geri dönüşüm işçileri, plastik, kağıt vb. geri dönüşüm atıklarıyla geçim sağlıyor. Güvencesiz, sigortasız çalışan, çoğu İstanbul’un yoksul gecekondularında yaşamlarını sürdüren geri dönüşüm işçileri, ekmeklerini çoğumuzun yanından geçerken rahatsız olduğu çöp konteynerlerinden çıkarıyor. Roman, Kürt, Türk ve göçmen geri dönüşüm işçileri, çekçeklerde kavuşturuyor ellerini.

Tüm bu dertlerin üzerine bir de Valilik kararnamesi, baskınlar ve gözaltılar eklendi. Valiliğin yayımladığı genelgede ‘haksız kazanç’, ‘kamu zararı’, ‘halk sağlığı sorunu’ ve ‘kayıt dışı çalışma’nın öne sürülmesinin ardından belediyeler sürece dahil olup gece yarısı baskınlarına başladı. Ümraniye ve Bakırköy’de atık depolarına yapılan baskınlarla başlayan süreç şimdi İstanbul’un tüm semtlerine yayılmış durumda. Baskınlarda, işçilerin topladıkları geri dönüşüm atıklarına ve çekçeklerine el konuldu. Göçmen olanlar geri gönderme merkezlerine gönderildi; diğerlerine ise para cezaları kesildi.

Geri dönüşüm işçilerinin basın açıklamasından bir fotoğraf.

“Atanamadım, kağıt toplamaya başladım”

Saldırılara karşı birlikte karşı koymaya çalışan geri dönüşüm işçileri, geçtiğimiz haftalarda yaptıkları basın açıklamalarıyla seslerini duyurmaya çalıştı. Geçen süreç içinde işçilerin başvurmadıkları kapı kalmadı. Yetkililerin kendilerini muhatap almasını, sorunlarını çözmesini bekleyen geri dönüşüm işçilerinden biri atanmayan Biyoloji Öğretmeni Mahmut Aytar. Dicle Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji mezunu olan Aytar, 3 yıl boyunca KPSS’ye girerek şansını öğretmenlik için denemiş. Atanmayınca kağıt toplamaya başlayan Aytar, 5 yıldır geri dönüşümde çalışıyor. Sigortasız çalışan Mahmut, “Çevrem, akrabalarım birçok kişi bu işi yapıyor sadece Mahmut Hoca bu işi yapmıyor, burada binlerce kişi bu iş yapıyor” diye özetliyor durumunu.

“Operasyonlar bir anda başladı”

Ümraniye Belediyesinin el konulan mallarını ihale usulüyle sattığını söyleyen Aytar, operasyonların bir anda başlamasının kendilerini şüphelendirdiğini söylüyor: “Neden şimdi yapılmaya başladı bu baskınlar? Daha önceden niye engellenmiyorduk? Aklımıza gelmiyor değil, acaba birileri bu işe de mi el atıyor?”

AKP çevre komisyonu başkanı ve AKP İstanbul il başkan yardımcılarıyla görüştüğünü söyleyen Aytar’a belediyelere iş başvurusunda bulunmaları söylenmiş. “İktidar partisinin kapısına gelen emekçilere verdikleri cevap işte bu kadar” diyen Mahmut, kendilerini baştan savmak için böyle cevap verildiğini düşünüyor. “Ben okumuşum, diyelim belediye bana iş verebilir. Ya okumayanlar, Türkçeyi bile bilmeyen göçmen kardeşlerimiz? Belediye nasıl iş verebilir onlara” diye soruyor Aytar. Büyükşehir Belediyesi ile de görüşme talep ettiklerini bildiren Aytar, şu ana kadar yaptıkları görüşmelerden somut bir sonuç çıkaramadıklarını anlattı.

Kader ortaklığının ardındaki gerçek: Yoksulluk

 

Geri dönüşüm işçilerinin basın açıklaması esnasında bir konteynere yapıştırılmış olan 'Yoksullarla değil yoksullukla savaşın' yazılı pankart.

“Yoksulun halinden en iyi yoksul anlar. Göçmenlerin bu alanda çalışmasının sorumlusu mevcut göç politikalarıdır. Biz bu ülkenin yoksullarıyız ne doğduğumuz yerleri ne milliyetimizi ne de yoksul ailelerin çocukları olmayı biz seçmedik.” Geri dönüşüm işçileri, geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdikleri basın açıklamasında yer verdikleri bu ifadelerle kendileriyle aynı koşullarda çalışan göçmenlerin suçlu ya da sorumlu değil, aynı sorunun mağduru olduğuna dikkat çekiyor.

Mülteci işçilerle kendi yevmiyelerinin düştüğünü söyleyen Aytar, “Öyle ahım şahım bir yaşamımız yok, zengin de değiliz. Bizim zenginliğimiz akşam eve giderken bir çorba paramızın olması. Ama bu mültecileri buraya kadar ben getirmedim, İstanbul’un sokakları benim babamın tapulu malı da değil, ben diyemem ki çalışma” diyerek sorumlulara işaret ediyor.

Geri dönüşüm işçileri olarak göçmenlerin yaşam koşullarının birinci dereceden tanıkları olduklarını söyleyen Aytar, “Bu adamlar da benim gibi yoksul. Üstüne bir de savaştan kaçmışlar. Göçmenlerle konuşuyoruz mesela, 2 bin lira aylığı varsa 700 lirasını direkt Afganistan’a ailesine yolluyor. 1300 lira ile de temel gıda ve diğer masraflarını karşılamaya çalışıyor. Demek ki Afganistan’da insanların paraya ihtiyacı var. Yoksul insan demek her şeyden yoksul demek; paradan, yemeden-içmeden, gezmeden her şeyden yoksundur, bu insanlar da öyle, biz de öyleyiz” diyerek anlatıyor yoksulluğun neden olduğu kader birliğini.

KAYNAKEvrensel

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here