Hasta tutuklulara rehine yaklaşımı

İktidarın hasta tutukluları rehine olarak gördüğünü belirten İHD ve MATUHAY-DER yöneticileri, tahliyelerin engellenmesiyle ailelerin de cezalandırılmak istendiğini söyledi.

İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) 2018 Mart ayı raporuna göre son 17 yılda toplam 3 bin 500 hasta tutuklu yaşamını yitirdi. Derneğin 2020 yılı Nisan ayında açıkladığı son rapora göre Mart 2018 – Nisan 2020 tarihleri arasında 16 ağır hasta tutuklu cezaevinde, 5’i de tahliyelerinden kısa bir süre sonra yaşamını yitirdi. Aynı rapora göre cezaevlerinde şu an 605’i ağır olmak üzere bin 604 hasta tutuklu bulunuyor. Bu tutuklulardan 249’u ise kadınlardan oluşuyor. Hasta tutukluların durumları her geçen gün daha da ağırlaşırken, derneğin önümüzdeki Kasım ayında yeni raporunu açıklaması bekleniyor.

İHD İstanbul Şubesi Hapishaneler Komisyonu üyesi Mehmet Acettin ve Marmara Tutuklu Ailelerle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (MATUHAY-DER) Eşbaşkanı Nesim Özkan, tüm çağrılara rağmen tahliye talepleri karşılanmayan tutukluların durumunu MA’dan Mehmet Aslan’a değerlendirdi.

Ölüm eşiğinde tahliye 

Cezaevi koşullarından kaynaklı tutukluların sağlık durumlarının kötüleştiğine dikkati çeken Acettin, 2020 yılında açıkladıkları son raporda yer alan birçok ismin yaşamını yitirdiğini aktardı. Hasta tutuklulara dair yeni bir liste hazırladıklarını ifade eden Acettin, “Cezası ağır olan tutukluların durumu daha ağır. Yıllar içinde cezaevinde birçok hastalığa yakalanmışlar. Aileler, birçoğunun ölüm sınırında olduğuna dair başvuru yapıyor, Bu durumun acilen gündeme gelmesi lazım. Çünkü günden güne yeni ölümler yaşanıyor” dedi. Hasta tutuklu Sabri Kaya’nın günde 4 defa hastaneye gitmesine rağmen tahliye edilmediğini anımsatan Acettin, “Yine Mehmet Ali Çelebi de kanser tedavisi görüyordu. Başka hastalıkları da vardı. Ölüm eşiğine gelince tahliye ettiler” dedi.

‘Keyfi’ yöntem

Devletin hasta tutuklulara ilişkin tutumunun altında “düşmanca politikalar” yattığını ifade eden Acettin, tutuklulardan intikam alındığını söyledi. Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) birçok tutuklu hakkında yanlış kararlar verdiğini belirten Acettin, “cezaevinde kalamaz” raporu verilen tutukluların ise tahliye edilmediğini kaydetti. Acettin, “Ağır hasta, çocuklu, engelli, yataklı tutuklar var. Bunlar cezaevinde kalacak tutuklular değil. Devletin ceza çektirme zihniyeti var. Siyasi olarak kendilerine rakip olarak gördükleri, yahut Kürt yurtseverleri tahliye etmiyorlar” ifadelerini kullanıyor. Acettin, dünyada buna benzer bir durumun olmadığına işaret ederek, “Burjuva hukuku dahi uygulanmıyor. Keyfiyete göre bir yöntem var. Bu nedenle hak gaspları her gün artıyor. Bunlar insan haklarına sığmayan durumlar” diye kaydetti.

Ölüm politikası

MATUHAY-DER Eşbaşkanı Nesim Özkan ise, birçok tutuklunun ölüm sınırında tahliye edildiğine dikkati çekti. Hasta tutukluların tedavilerinin aksatıldığını aktaran Özkan, “Hem ailelerle hem son dönemlerde bırakılan insanlarla konuştuğumuzda, devletin bir izole yöntemi denediğini görüyoruz. Hasta tutuklular ölüm döşeğine girmeden bırakılmıyor. Yıllardır siyasi tutsaklar üzerinde bu politikalar uygulanıyor. AKP, özellikle Kürtlerin üzerinde böyle bir politika uyguluyor. Bu ideolojik bir politikadır” dedi.

Bakanlık engeli

ATK raporlarına rağmen Adalet Bakanlığı’nın da tahliyelerinin önünü açmadığını söyleyen Özkan, ailelerin bakanlığa yaptıkları tahliye başvurularına da olumsuz yanıt verdiğini söyledi. Özkan, “Hasta tutukluların bırakılması idarenin insafına kalıyor. Hasta tutuklular zamanında hastaneye sevk etmiş olsalar biraz daha yaşama şansları var. Hastayı tedavi eden doktor ile hasta arasındaki bağ da eksik. Revire gittiğinde dosyasına bakılıyor ve eğer dosyasında PKK’yle ilgili bir şey yazıyorsa tutuklunun kelepçesi bile açılmıyor” diye kaydetti.

İşkence

Özkan, hasta tutuklulara yaklaşımın Kürtlere yönelik politikalarla bağlantılı olduğuna işaret ederek, “Kürtlere karşı anti-hukuk uygulaması söz konusu. Hastaneye gittiklerinde bile bir işkence var. Bir insanın yaşamı birilerinin elinde olmamalıdır. Biri hapiste diye yaşamı bu kadar ucuz olmamalıdır. Bir insan cezaevinde ölmemelidir. Bu iktidarın kalbi taşlaşmış, hiçbir şey görmüyor. Sadece ‘siyasi tutsakları nasıl bitireceğim, cezaevindeki insanları nasıl susturacağım’ diye düşünüyor” ifadelerini kullandı.

Rehine yaklaşımı 

Devletin “güç bende, cezaevleri benim denetimimde, hukuk benim elimde her şey benim elimde” şeklinde hareket ettiğini ve bunun bir tehdit olduğunu kaydeden Özkan, özellikle AKP iktidarı döneminde cezaevinden çok sayıda cenazenin çıktığını söyledi. Özken, şunları söyledi: “İktidar kendisi gibi düşünmeyen bütün tutukluları rehine olarak görüyor. Tutuklular üzerinden aileleri de kendince terbiye etmeye çalışıyor. Herkesin tutuklulara sahip çıkması lazım. Eğer sahip çıkmazsak devletin istediğini yapmış oluruz. Eğer sahip çıkarsak devlet geri adım atar. Bu bütün sivil toplum örgütleri ve siyasilerin de sorumluluğudur.”

 

 

KAYNAKMA

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here