Kadıköy’de 600’den fazla temizlik işçisi arasında bankaya borcu olmayan yok

Kadıköy Belediyesinde geçirilen grev sürecinin ardından işçilerin şu anki en önemli gündemi geçim derdi. İşçiler 600’ü aşkın temizlik işçisinden bankalara borcu olmayanın olmadığını söylüyor.

Daha önce de farklı zamanlarda ziyaret ettiğimiz işçilerin sendikanın yapısı, genel merkezin tavrı, belediye yönetiminin tutumu gibi gündemlerinin grev sürecindeki sıcaklığını yitirdiğini, yerini geçim dertlerine bırakmış olduğunu görüyoruz. Sözleşme ya da grev sürecinin deneyimlerini, öğrettiklerini sorduğumuzda bir işçi, işçilerin şu an sadece banka promosyonlarını, geriye dönük ödemeleri, zamları, sosyal hakları hesapladığını, grev sürecindeki hararetli sendikal demokrasi tartışmalarının dindiğini söylüyor. Yaşam koşullarının ağırlığının işçileri bu tartışmalardan alıkoyduğunu söyleyen bir başka işçi, durumu şöyle anlatıyor: “Bugün 600 küsur dış temizlik işçisi içinde en az bir bankaya borcu olmayan tek bir işçi bile yok. Bir bankadan alıp diğerinin borcunu yatırıyoruz.”

Görülüyor ki gündelik hayatın yakıcı sorunları, işçileri hak ve özgürlükleri için eyleme geçmek bir yana konuşmaktan bile alıkoyabiliyor. Ama öte yandan tam da bu sebeple harekete geçmeleri gerektiğinin de farkındalar. Kendi grev süreçleri ile Maltepe’ninkini kıyaslayan bir işçi “Onların geçmişte 8 günlük bir direniş deneyimi de var sonuçta. Bizden daha örgütlü ve bir aradalar. O yüzden grev kırıcılara müdahale etmekte, kendilerini halka anlatmakta, kendi kararlarını almakta daha ilerideydiler” diyor. Burada, işçilerin sendika dışında da kendi içlerinde komiteler yoluyla örgütlenmiş olmalarının etkisini hatırlattığımızda ise “Bizde o yoktu işte” diyorlar.

Şube yönetiminin değiştirilmek üzere kongreye götürülmek istendiğini, bunun hakkında ne düşündüklerini sorduğumuzda, konuştuğumuz işçiler şubeyi de farklı konularda eleştirdiklerini ama samimiyetlerine ve kimi yanlışları düzelteceklerine inandıklarını söylüyorlar. “En azından bu kişiler hatalarını görüp eleştirileri dinliyorlar, düzeltmeye çalışıyorlar” diyen işçiler genel merkezin desteğiyle gelmeye çalışanların kendilerini dinleyeceğinden, patrona karşı kendilerini savunacağından şüpheli. “Gelen yine onların adamı olacak, kimi getirecekler sanki. İşçiye değil patrona yaranmaya çalışacak. Genel-İş Genel Merkezinin getireceği, onun yaptığını yapacak sonuçta” diyor bir işçi.

Başka bir işçi de çoğu işçinin süreçten açık bir şekilde haberdar olmadığını ifade ederek, şunları söylüyor: “Şubedekileri tanımayanlar Genel-İş Genel Merkezinin açıklamalarına inanıyor ve şubeyi sorumlu tutuyorlar. Tersini düşünenler ise çevrelerinde sürekli koşturan arkadaşlarını gördüklerinden, onların dürüstlüğüne, samimiyetine inandıklarından şubenin tarafında duruyorlar.”

İşçiler en başta kendi aralarında gördükleri, mücadelelerine tanık oldukları, tanıdıkları temsilci ve yöneticilerin varlığını önemsiyorlar. Ve görülüyor ki genel merkezin kongre çağrısını püskürtmeye ihtiyaç duyuyorlar.

‘SÖZLEŞMEDEN ÇIKMASI OY HESABINDAN’

Memleketteki diğer gündemleri de soruyoruz işçilere. İstanbul Sözleşmesi’nin feshi, Boğaziçi Üniversitesine atanan rektör, pandemi yasakları gibi meseleler hakkında bir işçi, “Bu iktidar zaten kadınların bir yere gelmesini istemiyor. Kendisinin ev sahipliğinde imzalanan sözleşmeden çıkması da oy hesabından bence” derken, muhalefete de tepki gösteriyor: “Kendi içlerinde birleşemiyorlar ki. O ayrılıyor parti kuruyor, bu küsüyor köşesine çekiliyor.”

Başka bir işçi “Bu normal ama. AKP, MHP gibi tek adama mı bağlı kalsınlar, katılmadıkları şeyi elbette eleştirecekler” diyerek itiraz ediyor. Muhalefetin sık sık seçimi işaret etmesine ilişkin ise işçilerden biri “Doğru söylüyorlar” derken, diğeri de biraz daha mesafeli de olsa “Başka çaremiz mi var” diyor. Grev sürecinde CHP’li belediyelerin ve CHP’li yöneticilerin de bulunduğu sendika genel merkezinin yaptıklarının işçiler arasında konuşulup konuşulmadığını sorduğumuzda ise “Herkes farkında ama kimse konuşmuyor” diyorlar. Oysa konuştuğumuz her işçi tek başına ya da dar bir gruplayken bu gerçekleri ifade ediyor, ancak bu tartışmalar henüz kitlesel ve açık bir hal almış değil.

KAYNAKEvrensel

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here