Kuzey Ormanları Savunması’ndan Orman Bölge Müdürlüğü önünde eylem: “Türkiye ormanları ağır yaralı, sessiz yangınları da söndürün…”

Orman Bölge Müdürlüğü önünde bir araya gelen Kuzey Ormanları Savunması, ormanlardaki sessiz yangın diye tanımladıkları ağaç kesimlerinin son bulmasını istedi. Yetkililerin yanlış politikalarının geleceğimizi tehlikeye attığını belirten yaşam savunucuları, Orman Bakanı’nı istifaya çağırdı

Kuzey Ormanları Savunması (KOS) gönüllüleri, İstanbul Sarıyer’de Orman Bölge Müdürlüğü önünde “Türkiye ormanları ağır yaralı, sessiz yangınları da söndürün. Sermaye için odun üretimi kıyımına son verin!” diyerek bir araya geldi.

Yaşam savunucuları, “Ormanlar sermayenin odun deposu değildir. ‘Odun üretimi’ kıyımına son!” yazılı pankart açarak, “Ormanlar, nehirler, sermaye değiller”, “Ormanda kıyıma son”, “Ormanıma, suyuma, yaşamıma dokunma” diye slogan attı.

2004 yılında değişen maden kanunuyla ormanlarda yapılan tahsislerin kolaylaştırıldığını hatırlatan KOS, plansız, programsız projelere, israfa, savurganlığa, belli kesimlerin finansal açıdan beslenmesine kaynakların yetmediğini ve plansız politikalar sonucunda da sadece ormanların değil, yaşam alanlarımızın, su havzalarımızın, biyoçeşitliliğimizin, yaban hayatımızın ve  geleceğimizin kaybedildiğinin altını çizdi.

Orman Bakanı’nı istifaya çağıran KOS, Orman Genel Müdürlüğü’ne (OGM) de seslenerek, “Odun üretimi amaçlı kesimlerini ve Sayıştay raporlarında belirtilen, üstüne vazife olmayan faaliyetlerini durdurmaya, aynı raporda belirtilip yapması gerektiği halde yapmadığı faaliyetleri yerine getirmeye, asli görevi olan ağacı, ormanı her şeyden üstün tutmaya davet ediyoruz. Herkes görevini yapsın” dedi.

Ormanlardaki ağaç kıyımlarının son bulmasını isteyen yaşam savunucuları, yaptıkları basın açıklamasının ardından kuruma ortak dilekçelerini verdi.

“Odun üretimi amaçlı kesimlere dur deme zamanı geldi”

OGM’ye, Orman Bakanı’na, İstanbul halkına ve tüm Türkiye’ye seslenilen açıklamayı, KOS adına Hasan Pulat yaptı. Pulat şöyle konuştu:

Sorulduğunda OGM, ‘Gençleştirme ya da plantasyon’ adı altında, bizi kandırmaya çalışıyor. OGM verilerine göre 2000’li yılların başında odun üretimi 8 milyon metreküp civarındayken, 2020’li yıllara geldiğimizde 25 milyon metreküpe yaklaştı. Kesimlerin, ülkenin entegre ağaç sanayisini desteklemek amaçlı yapıldığını biliyoruz. Bu miktarın, önümüzdeki dönemlerde yıllık 50 milyon metreküpe çıkacağı ifade ediliyor. Biliyoruz ki Türkiye, birim alanda en fazla odun üretimi yapan ilk 5 ülke arasında yer almaktadır.

Yanlış politikaların sonucu kaynak arayışı çerçevesinde başvurulan çarelerden birisi olan odun üretimi amaçlı kesimlere dur deme zamanı geldi. Madenler, enerji tesisleri, plansız şehirleşme, hızlı yapılaşma ve bunlara eklenen odun üretimi sonucu artan ormansızlaşma bir yana, son dönemlerde söndürlemeyen yangınlar da ormanlarımızın hızla azalmasına neden oluyor. Sonuç olarak sadece ormanlarımızı değil, yaşam alanlarımızı, su havzalarımızı, biyoçeşitliliğimizi, yaban hayatımızı dolayısıyla geleceğimiz kaybediyoruz.

“Sizin göreviniz bahane anlatmak değil”

Pulat, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’ye hitaben şunları söyledi:

Uzun zamandır, özellikle orman yangınları dönemi ve sonrasında yaptığınız açıklamaları takip ediyoruz. Geçmiş dönemlere baktığımızda 20 yılda yanması muhtemel ormanlık alanımız 10 gün içinde yandı.

Yapılaşma, sanayileşme ile insanların orman alanlarını daha fazla kullanır hale geldiği bir dönemde orman yangını riskinin arttığını sokaktaki her vatandaş gayet iyi biliyor. Küresel iklim değişikliği nedeniyle, dünyanın her yerinde, ABD’de, Avustralya’da, Sibirya’da söndürelemeyen yangınları izliyoruz. Birkaç yıl önce Yunanistan’daki orman yangının nasıl bir felakete dönüştüğünü günbegün takip ettik. Her yıl İspanya’da, İtalya’ da ve ülkemizde artan sayıda ve büyüklükteki orman yangınları haberlerini alıyoruz.

Siz ise bize sürekli olarak yangınların neden söndürülemediğini anlatıyorsunuz. Sizin göreviniz bize bu bahaneleri anlatmak değil, erken uyarı sistemi ile bu riskleri görmek, çağdaş ilk müdahale uygulamaları ile yangınları büyümeden söndürmek. Sizin göreviniz bize bahaneler sunmak değil, yangınları söndürmek. Gerçekten bu riskleri öngöremeyecek, görevinizi layıkıyla yerine getiremeyecek kadar beceriksiz misiniz?

Yoksa hazine de kaynak kalmadığı için, yanan yanar, yangından sağlam kalanlar odun üretimi olur diye düşünecek kadar çaresiz misiniz? Odun üretimindeki artış böyle düşünmemize neden oluyor ve bu soruları size soruyoruz.

Orman Genel Müdürlüğü’ne

Kasım 2021’ de Sayıştay Raporu’ndan yaptığımız alıntılarla tweetler attık, biliyorsunuz. O zaman da ifade ettik ki asıl sorumlululuğunuz dışında pek çok işle uğraşıyorsunuz. Ama yapmanız gereken ormanlarımızı korumak. Belli ki aldığınız talimatları uyguluyorsunuz. Bu talimatları yerine getirirken bizim yaşam alanlarımızı, su havzalarımızı, suyumuzu, havamızı yok ediyorsunuz. Tabiî kendi ekmeğinizi de yok ettiğinizin farkındasınız değil mi?

İstanbul halkına ve Türkiye’ye

Durdurulamayan ya da durdurulmak istenmeyen orman yangınları yanı sıra, şuursuzca devam eden, ülkenin her yerinde tanık olduğumuz, maden işletmeleri için , taş ocağı ve enerji tesisleri faaliyetleri için , ahşap sanayisinin hammadde ihtiyacı için yapılan kesimleri durdurmak hepimize düşen bir görev. Bu gidişe hep beraber dur demenin zamanı geldi, geçti. Zira yok olan, ormanlarımız değil, su havzalarımız, suyumuz, havamız, biyoçeşitliliğimiz.

Bugün burada Orman Bakanı’nı istifaya çağırıyoruz. Aynı zamanda OGM’ yi, odun üretimi amaçlı kesimlerini ve Sayıştay raporlarında belirtilen, üstüne vazife olmayan faaliyetlerini durdurmaya, aynı raporda belirtilip yapması gerektiği halde yapmadığı faaliyetleri yerine getirmeye, asli görevi olan ağacı, ormanı herşeyden üstün tutmaya davet ediyoruz. Herkes görevini yapsın.

İstanbul halkı ve tüm Türkiye olarak yaşam alanlarımıza, ormanlarımıza sahip çıkmaya devam edeceğimizi buradan kamuoyuna duyuruyoruz.

KAYNAKsendika.org

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here