Urfa’da DİSK Tekstil’de örgütlenen Uğur Tekstil işçileri: “Birliğimizi kimse bozamaz”

Urfa’da DİSK Tekstil sendikasının yetki aldığı Uğur Tekstil fabrikasındaki işçiler, sendikanın çağrısıyla geniş katılımlı bir toplantı düzenledi; sorunlarını, taleplerini ve çözüm yollarını konuştu.

Urfa’da kısa bir süre önce DİSK Tekstil sendikasının yetki aldığı Uğur Tekstil fabrikasında çalışan işçiler, “Birliğimizi artık kimse bozamaz. İnsan onuruna yakışır şekilde çalışmak istiyoruz. Dilenci değiliz, sadaka değil hakkımızı istiyoruz” dedi.

Urfa’da OSB’de bulunan ve kısa bir süre önce DİSK Tekstil sendikasının yetki aldığı Uğur Tekstil fabrikasında çalışan işçiler, sendikanın çağrısıyla geniş katılımlı bir toplantı düzenledi. Urfa merkezde bulunan bir konakta yapılan toplantıda işçilerin işyerinde yaşadıkları sorunlar ve taleplerinin yanı sıra sendikalaşma süreci konuşuldu. DİSK Tekstil’e üye Özak Tekstil fabrikasından işçilerin de bulunduğu toplantıya DİSK Tekstil Bölge Temsilcisi Mehmet Türkmen de katıldı. Toplantıda sık sık işçilerin birleşik mücadelesine vurgu yapılırken salona asılan “Uğur Tekstil işçileri artık sendikalı; darısı tüm Urfalı ve Harranlı işçilerin başına” yazılı pankart dikkat çekti.

“Uğur Tekstil’in kazanımı bölge işçilerinin kazanımıdır”

Toplantıda ilk söz alan DİSK Tekstil Bölge Temsilcisi Mehmet Türkmen oldu. Türkmen, konuşmasına Uğur Tekstil işçilerinin başarısını kutlayarak başladı. Kazanımın, yalnız Uğur Tekstil işçilerinin kazanımı olmadığını söyleyen Türkmen, “Dünyanın neresinde olursa olsun işçilerin aldığı bir kazanım tüm işçilerin kazanımı anlamına gelmektedir. Uğur Tekstil işçilerinin attığı bu önemli adım başta Urfa OSB’de çalışanlar olmak üzere bölgede ucuz iş gücü olarak görülen işçilerin bu durumdan kurtulmak için attığı adımdır” dedi.

Urfa'da Uğur Tekstil işçileri, DİSK Tekstil sendikasının çağrısıyla geniş katılımlı bir toplantı düzenledi.

Sendikal mücadelenin işçiler için önemine vurgu yapan Türkmen, “Sendika, işçilerin birliği demektir. Sendikalar, işçilerin kölelik düzenine, sömürüye karşı mücadele etmesi demektir. Ancak ne yazık ki bugün pek çok sendika, sendikal bürokrasinin pençesinde olduğu için işçileri üye yapıp onların sırtından makam ve para sahibi olma alanına dönüştü. Bugün attığımız bu adım, aynı zamanda bürokrat sendikacılığa karşı DİSK Tekstil çatısı altında mücadeleci sınıf sendikacılık seçeneğini güçlendirmek için de atılmış bir adımdır. Bu yolu, Özak Tekstil işçilerinin, patronla iş birliği yapan sarı sendikacılığa karşı verdiği mücadele açtı. Belki Özak Tekstil’de yetkili hale gelemedik ancak bir tek üyemizin bile işten atılmasına izin vermedik. Özak Tekstil işçilerinin açtığı yoldan bugün Uğur Tekstil işçileri yürüyor ve bunun sonucunda Uğur Tekstil’de yetkiyi aldık. Özak’ta yetkisiz olmamıza rağmen yaptıklarımızın çok daha fazlasını bugün Uğur Tekstil’de yapacağız” ifadelerini kullandı.

“Yaşamak için bile birlik olmak gerek”

Türkmen, Uğur Tekstil yönetiminin işçilerin yasal haklarına saygı duymadığını, işçiler hakkında alınan kararlarda işçilerin söz hakkının olmadığını belirtti. Fabrikanın işçiler sayesinde büyüdüğünü, patronun işçiler sayesinde zenginleştiğini vurgulayan Türkmen, “Bunun karşısında bizim de isteğimiz insan yerine konmak ve insanca yaşayacak bir ücret” dedi.

Pandemi döneminde işçilerin dostunu, düşmanını daha yakından tanıdığını dile getiren Türkmen, “Herkese evden çıkmayın dediler ama işçilere evde kalmak yasaklandı. Pandemi döneminin başında, salgın fabrikalardan topluma yayıldı. Bazı fabrikalarda işçilere ‘Burada yatıp kalkacaksınız’ dediler. Pandemide gördük ki işçilerin hayatının onlar için bir değeri yok. Daha önce de birlik olalım diyorduk ama artık sadece ücretler ve çalışma koşulları için değil yaşamak için bile birlik olmaktan başka çaremizin olmadığını gördük” ifadelerini kullandı.

Türkmen, fabrika yönetimine diyalog çağrısı yaptı. Uğur Tekstil yönetiminin sendikayı muhatap alması ve işçiler üzerinde kurduğu baskılardan vazgeçmesi gerektiğini söyleyen Türkmen, “Biz artık bu fabrikada yetkili sendikayız. Eğer bu duruma itiraz ederek süreci uzatma girişiminde bulunulursa üye işçilerimiz ile her türlü demokratik mücadele yöntemini kullanacağımız bilinsin. Ayrıca Uğur Tekstil uluslararası markalara iş yapan bir fabrika ve bu markaların taraf olduğu uluslararası sözleşmeler var. Bizim sendikal hakkımız bu sözleşme ile de güvence altına alınmış durumda. Fabrika yönetimi sendika karşıtı tutumuna devam ederse, bağlı olduğumuz uluslararası sendikal birlik de harekete geçecek ve uluslararası markalar nezdinde de baskı yapacaktır” dedi.

İşçilere baskı ve tehdit: “Yürü tutanağa!”

Mehmet Türkmen’in ardından işçiler söz aldı. İlk konuşan işçi, işyerinde işçilerin sürekli bölümlerinin ve görevlerinin değiştirildiğine vurgu yaptı. Bazı işçilerin farklı şehirlere gönderildiğini ve şehir şehir gezdirildiğini söyleyen işçi, kabul etmeyen işçilerin yıllık izne gönderildiğini aktardı.

Ardından konuşan bir kadın işçi, içeride işçilerin ezildiğini ancak bazı işçilerin yönetim kademesine yaranmaya çalıştığı için fazla ücret aldığını belirtti. Fabrika yönetiminin işçiler üzerinde kurduğu baskı sonucu işçilerin sendikalı olma yolunu seçtiğini söyleyen işçi, “Son noktaya getirdiler bizi. Hangi bölümde olursak olalım ‘Sen bu işi yapamıyorsun yürü tutanağa’ diyorlar. Lavaboda 10 dakika kalmışsın ‘Yürü tutanağa’ diyorlar” diye konuştu.

Urfa'da Uğur Tekstil işçileri, DİSK Tekstil sendikasının çağrısıyla geniş katılımlı bir toplantı düzenledi.

“Sadaka değil hakkımızı istiyoruz”

Bir başka işçi ise fabrikada pek çok haksızlık olduğunu, fazla mesaiye kalmayan işçilerin çıkışa zorlandığını söyledi.

İşçi şöyle konuştu: “Ben dört çocuk babasıyım, çocuklarımı zar zor okutuyorum. Kiracıyım üstelik. Baştan beri mesaiden fazlasını yapıyordum ama hakkımı alamıyordum. Mesaiye itiraz ettiğimiz zaman çıkışa zorluyorlar. Ben de hakkımızı istemek için buradayım.”

Ardından söz alan başka bir işçi, kendi fabrikalarında yürüttükleri mücadeleyi yalnız Uğur Tekstil için değil bölgedeki tüm işçiler için yürüttüklerini söyledi. İşyerindeki mücadelelerinin henüz bitmediğini söyleyen işçi, “Bizler insan onuruna yakışır şekilde çalışmak istiyoruz. Bize verilen yemek, sigorta, servis bizim hakkımız. Biz dilenci değiliz, sadaka değil hakkımızı istiyoruz. Uğur Tekstil’in ceosu ve işletme müdürü de maaşlı çalışıyor. Onları da sendikamıza davet ediyorum” şeklinde konuştu.

“Müdüre güveniyorlarsa üretimi müdür yapsın”

Bir kadın işçi, işyerindeki üretim baskısı hakkında konuştu. Kadın işçi, işçilerin sendikal birliğinin önemine vurgu yaparak, “Madem DİSK bizim arkamızda, o zaman biz birlik olursak hak ettiğimizi alırız. Neymiş, üretim yapamıyormuşuz. Zaten bizim üzerimizde baskı yapıyorsun, neyin üretiminden bahsediyorsun. Kimi korkutuyorlar, karşılarında çocuk mu var! Müdürüymüş, şuymuş, buymuş, üretim olursa bizim sayemizde yapar. Madem onlara güveniyorlar, buyursunlar onlar üretim yapsınlar” dedi.

Kadın işçinin ardından konuşan bir işçi de haksızlık karşısında birlik olmanın önemine vurgu yaptı. İşçilerin işsiz kalmaktan korkmaması gerektiğini dile getiren işçi, “Biz anamızın sütünü bıraktık, işi mi bırakmayacağız. Sendika demek birlik demek. Biz birlik olursak sendikamız da arkamızda olursa dünyaya rest çekeriz. Ben bu fabrikada çalışan işçilerin hiçbirini sevmesem bile, önüme çantayla para indirseler bile hepinizin hakkını ararım. Birlik olursak teraziyi dengede tutarız” ifadelerini kullandı. Konuşmasını dinleyen arkadaşlarına seslenen işçi, “Sizden bir ricam var burada birbirimizi alkışlıyoruz, birbirimizi destekliyoruz. Bu birliği fabrikanın içinde de göstereceğiz. Bizim birliğimizi artık kimse bozamaz” sözlerini kullandı.

Sarı sendikacılık ve sınıf sendikacılığı

Son olarak DİSK Tekstil sendikasının daha önce sendikal çalışma yürüttüğü Özak Tekstil fabrikası işçilerinden bir işçi söz aldı. İşçi, Özak Tekstil işçileri adına Uğur Tekstil işçilerini kutlayarak söze başladı. Urfa OSB’de çalışan işçilerin sendika ile tanışmasının Öz İplik İş Sendikası ile olduğunu aktaran işçi, “Buna benzer sendikalarda patronla sözleşme yapan, işçiyi pazarlayan, ‘Benim aidatım gelsin de işçiye ne olursa olsun’ diyen bir anlayış var. Sonra DİSK ile tanıştığımızda sendikanın ne olduğunu öğrendik. Beni işten attıklarında 600 işçi iş bıraktı, bir saat sonra yeniden işe başladım. Sendika budur, sendika işçilerin birliği demektir” dedi.

Urfa'da Uğur Tekstil işçileri, DİSK Tekstil sendikasının çağrısıyla geniş katılımlı bir toplantı düzenledi.

Validen işçilere: “Sendika ile uğraşıyorsanız işe aldıramam”

Ücretsiz izin uygulamasının devam ettiği dönemi hatırlatan işçi, kent yetkililerinin işçiler karşısında aldığı tutuma da vurgu yaptı. Özak Tekstil yönetiminin ücretsiz izin uygulamasının devam ettiği dönemde DİSK Tekstil’e üye işçileri ücretsiz izne gönderdiğini aktaran işçi, “Urfa valisine bu durumu anlattığımızda bize, ‘Siz sendika ile uğraşıyorsanız sizi işe aldıramam’ dedi. Kaymakam, ‘Servisinizi veriyorlar mı veriyorlar, yemeğinizi veriyorlar mı veriyorlar’ dedi. Şehrin idari amiri söylüyor bunu. Sanki bana sadaka veriyor. Bunlar bana bahşedilen nimetler değil. Çalışmam için veriyorlar bunu” diye konuştu.

“Onlar bize muhtaç, biz onlara değil”

İşçi konuşmasını şöyle tamamladı: “Biz ne yaptık sendikamızla direndik, kapı önünde basın açıklaması yaptık, fabrika yönetimi ‘Bunlar artık bu fabrikanın suyunu içemeyecekler, buranın önünden geçemeyecekler’ dedi. Ama biz direndikten sonra her şeyi yapabiliriz. Biz birlik olduktan sonra onların yapabileceği hiçbir şey yok. Biz olmadan kumaşlar üretilemez. Onlar bize muhtaç biz onlara değil. Bu fabrikalar yokken hiçbirimiz aç değildik ama onlar sadece onlara köleyiz diye düşünüyorlar”.

Toplantı sırasında işçilerin coşkusu salonu sürekli diri tutarken, yapılan konuşmalar sık sık alkışlarla ve tezahüratlarla desteklendi. Toplantı esnasında işyerindeki iki küs işçi kürsüde birbiriyle barıştı.

KAYNAKEvrensel

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here